Son Sayının Takdimi

TAKDİM
(45)
AKADEMİYA ve ETİK -I
“Etik”, Batı dillerinin hepsinde bulunan kelimelerdendir ve “ahlakî,
ahlakla ilgili” anlamında kullanılmaktadır.
Ahlak, teoloji ve felsefenin aslî konularından biri olduğu için günlük
Türkçede henüz kullanılmadığı zamanlarda felsefe lügatlerine sığınmış
şekilde yaşıyordu. Mesela Mustafa Namık Çankı’nın Büyük Felsefe
Lügati (C. 1, Cumhuriyet Mat., İstanbul, 1954) adlı –kadri kıymeti bilinmemiş-
eserinde “etique” maddesini okuyabiliriz. Hâlbuki günlük dilin ve
sanat alanlarının bu kelimeyi kendinden sayması günümüzden çok uzak
tarihlerde değildir. Çünkü onun yerinde “ahlak” vardı. Çok gerilere gitmeye
gerek yok. 1995’te TC. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan
Örneklerle Türkçe Sözlük’te “ahlak” var ama “etik” yoktur. Keza
Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük’ünün 4. baskısında (TDK Yay., Ankara,
1966) “etik” ile hâlâ karşılaşılamaz. Türkçe Sözlük’ün Milliyet gazetesi
tarafından “ücretsiz armağan” olarak yapılan 1992 baskısında “etik”
kelimesine ilk kez rastlanır. Burada yapılan açıklama “1. töre bilimi, ahlak
bilimi 2. ahlakî, ahlakla ilgili” şeklindedir ve 2015 baskısında da tekrarlanmıştır
Yine Türk Dil Kurumu’nun Türkçede Batı Kökenli Kelimeler sözlüğünde
kullanımına gösterilen örnekler de Türk edebiyatının çok yeni iki
isminden… Enis Batur ve Buket Uzuner’den…
“Âlim” sıfatına layık bilim adamlarımızdan Mustafa Nihat Özön
ilk baskısı 1961’de yapılan Türkçe Yabancı Kelimeler Sözlüğü’nü (İnkılap
ve Aka Kitabevleri, İstanbul) “etik”siz bırakmıyor, “ahlak bilgisi, töre
bilimi” karşılığıyla veriyor. Yine Özön 1971 baskılı Resimli-Büyük Türk
Dili Sözlüğü’nde (Arkın Kitabevi, İstanbul) “etik”i şöyle anlamlandırıyor:
“ahlak ve ilkelerini, bunların niteliklerini ve uygulamasını inceleyen bilim
(eş anlam: ahlak, töre bilim, töre bilimi, etika)”.
Bir nesne, eylem veya durum karşılığında birden fazla kelime bulunamayacağı,
dilbilimin genel kurallarındandır. Bir durum, eylem veya
nesne; birden çok kelimeyle adlandırılıyorsa, bir dönem birlikte kullanımdan
sonra galip gelen diğer(ler)ini dilden sürüp çıkarır. Ama küçücük
8
TÜBAR XLV / 2019-Bahar / Takdim
bir ihtiyaç varsa ilgili kelimelerden biri sökülüp atılmamak, ölmemek için
bir dala tutunur, küçücük de olsa bir alanı sahiplenir. Etik de Batılı olmanın,
Batıdan gelmenin avantajıyla “ahlak”a saldırdı, onu silip süpürmek
istedi. Ama ahlak dünyevî meseleleri “etik”e terk ederek dinî-manevî kıyıcığa
tutundu.
Şimdi çok kimsenin hatta kalabalıkların ağzını dolduran söz:
Etik… etik… etik… Ancak unutulmamalıdır ki bir şeyin çokluğu da yokluğuyla
aynı sonucu doğurur. Akademik hayatta herkesin “etik!” diye bağırması,
etik ihlallerinin çokluğunu, meslek ahlakının eksikliğini gösterir.
Peki sonuç nedir?
Bir örnekle söyleyelim:
Büyük üniversitelerimizin birinde, rektör adayı belirleme seçiminde
beşinciliğe (sondan bir önceye) yerleşebilen birisi, herkesi şaşırtan bir
kararla rektör atandı. Rektör Bey’in ilk icraatı Mobbing Ofisi açmaktı.
Sonra ne mi oldu? Kendisine oy vermeyenleri veya herhangi bir sebeple
huzursuz etmek istediği öğretim üyelerini, mobbingle suçlayıp tazyik etmek
oldu. Gerçi Süleyman’a kalmayan dünya onu da aldı ayaklar altına
ama…
Vaktiyle dekanlık yaparken astığı astık kestiği kestik bir zat, beğenmediği
kimselerde sık sık “etik kusurları” buluyordu. Sonra kendisinin
-intihalden dolayı- akademik unvanları iptal edildi. Sonuç? Zaman
aşımı… Bu gibi şeyler, akademik hayattaki etik ihlallerinin küçüklerindendir,
buzdağının görünen kısımlarıdır… 46. sayıda, görünmeyen ayıplardan
bazıları gösterilecektir.
Nâzım H. POLAT
Ankara – 1 Haziran 2019
NOT:
TÜBAR’ın 44. sayısında Dr. Öğretim Üyesi Erdal Aydoğmuş’un yazı başlığında dizgi yanlışı vardır,
doğrusu şöyledir: “Türkiye Türkçesi Öğrenen Kazakların Rusçanın Kazak Türkçesine Etkisiyle Yaptıkları
Yanlışlar”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir