Son Sayının Takdimi

TAKDİM

(47)

KORONA VİRÜS VE HÜMANİZM

Değerli Türklük Bilimi gönüllüleri,

Karşılaşılan bir tehlike, büyüklüğü ölçüsünde uyarıcıdır. Dört ayda korona virüsün girmediği ülke kalmadı. Mevcut tabloya göre 2020 sonuna kadar 1 milyon can kaybı sürpriz olmayacaktır. Aynı salgın 18, 19. asırda bunun yarısı kadar can alabilirdi. Çünkü bulaşma yaygınlığı, ulaşım vasıtalarının hızı ve nüfus yoğunluğuyla doğru orantılıdır. 20. yüzyıla kadar ABD ve Avrupa dışında bütün dünya, makineleşmemiş tarım toplumuydu, nüfus dağılımı bu kadar dengesiz ve salgınlara açık değildi.

Mevcut tablodaki uyarının alarm seviyesinde olduğunu görenler, insanlığın geleceğini sorguluyor; içlerindeki merhamet duygusunun sevkiyle, salgın sonrasında bambaşka bir dünya görüleceğini söylüyorlar. Hatta koronanın insanlığı tek vücut yapacak sihirli bir gücü bulunduğunu iddia edenler var. Artık zengin-fakir, din, milliyet, devlet ayrımının bulunmadığı yeni bir dünyaya adım atılacakmış! Artık sosyal devlete, o da yetmez sosyalist düzene geçilecekmiş.

Tarih bilmeyenler, bu olmayacak duaya âmin diyebilirler. Fakat bir salgından yeni bir dünya cenneti türeten bu hümanizm rüyası, hiçbir gerçekliğe dayanmamaktadır. Dikkat ediniz! Hümanist söylemlerin yoğunlaştığı dönemler, daima büyük yıkımlarla sonuçlanmıştır. Çünkü yakıp-yıkanlarla hümanizm propagandası yapanlar, aynı güçlerdir.

20. asrın eşiğinde hümanizma reklamının en yaygınlaştığı alan Osmanlı ülkesidir. Meşrutiyet’in ilanıyla imam-haham-papaz kucaklaşması bekleniyordu; öyle de oldu. Fakat arkasından on yıl içinde kucaklaşma, boğazlaşmaya dönüştü; uzun ömürlülükte dünyanın ikinci devleti Osmanlı paramparça oldu. Boğazlaşma sürerken diğer bir hümanizma propagandası, Sovyetleri doğurdu. Çok geçmeden Sovyetler Birliği, hümanizma adına, Rusların gardiyanlık yaptığı bir hapishane oluverdi.

I. Dünya Savaşı sonrasında diğer bir hümanizm kandırmaca dalgası, önce Hitler, Mussolini ve Stalin gibi insan kasapları dönemini sonra II. Dünya Savaşı’nı başlattı ve Sovyet hapishanesinin duvarlarını kalınlaştırdı. Bu şirinleştirmenin devlet düzenindeki sıfatı “halk cumhuriyeti”ydi. Hümanist propaganda, alan ve hızını daha da genişleterek insanlığın gördüğü/görebileceği en büyük işkence evini, Çin Halk Cumhuriyeti’ni doğurdu. Onların karşısındaki ABD de onları düşman göstererek sömürme politikasından dolayı onların -kendisi için zararlı olmayacak ölçüde- büyümesinden rahatsız değildi. O günden bugüne insanlık üç süper güç elinde cehennemi yaşıyor; hümanizmayı mercekle, teleskopla arıyor.

“Komplo teorisi!” deyip geçme kolaycılığına sapmamalı… Bu virüsün laboratuvarda üretildiği yolundaki iddia, resmî ağızlardan kolayca söylenebilecek basitlikte değildir.

Küresel tehlikeyle ilk defa karşılaşılmıyor; Nuh tufanı, nice taunlar (veba) yaşandı. İspanyol gribi kasıp kavururken I. Dünya Savaşı devam ediyordu. Galipler, “insani değer” diye bir şey düşünmeksizin Osmanlı’yı iktisadî değerlere göre parçaladılar. Bugünkü hümanizma söylemleri de saf kitlelerin dikkatlerini, hipnotizma noktalarına çekme gayretidir.

Dünya daha iyiye gidebilecekse bu, süper güçlerin, uluslararası sermaye kuruluşlarının eliyle olabilir. Ama onlarda iyi niyet arama saflığı gösterebilmek için sormalıyız:

* Süper güçlerin savaşları neden kendi ülkelerinde değil de doğal kaynaklarını koruyabilecek gücü olmayan devletlerde yapılmaktadır?

* ABD, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan, İsrail ve Avrupa’nın nerdeyse tamamı, silah üretiminden vaz geçecek midir?

* Sermaye gücüyle, başkalarını yoksullaştıran, açlığa mahkûm kılan uluslararası tekellerin insanlık suçu işlediği kabul edilecek midir?

* Havayı solunamaz hâle getirecek politikalardan vazgeçmeyen 10 kadar devletin işlediği insanlık suçu cezalandırılacak mıdır?

* Süper güçler, rakip ekonomileri vurmak ve terör aracı olarak kullanmak için yeni virüsler üretmeyecek midir?

Bu sorulara “Evet!” cevabı veremiyorsak, bilelim ki insanlığın yarını bugününden daha aydınlık değildir. Süper güçler ve uluslararası sermaye, daha pek çok korona virüsler üretebilir.

Nâzım H. POLAT Ankara – 23 Nisan 2020