BAR

Türklük Bilimi Araştırmaları

The Journal of Türklük Bilimi Araştırmaları is indexed by ULAKBİM-Sosyal Bilimler Veri Tabanı, MLA Modern Language Association, CSA Sociological Abstracts, LLBA Linguistics and Language Behavior Abstracts, EBSCO Academic Complete Search.

Son Sayılar

  • TAKDİM

    (36)

    TÜRKLÜK BİLİMİ ÇALIŞMALARINDA TIKANIKLIK

    Genel olarak sosyal bilimlerin, özel olarak Türklük biliminin sınırları içinde düşünülebilecek alanlarda üç türlü akademik çalışma tarzı vardır:

    1. Araştırma,

    2. İnceleme,

    3. Yazılı veya sözlü derleme.

    Bunlar hakkında yorum yapmaya yarayacak bilgileri, istatistik verilerini, hedef kitlesi akademik camia olan dergilerden ve doçentlik sınavına yönelik dosyalardan edinebiliriz. Bu bilgi kaynaklarının ortaya koyduğu tablo hiç mi hiç iç açıcı değildir.

    Yukarıdaki çalışma tarzlarından sonuncusu yani derleme, sözlü ise, kuralları iyi tespit edilip uygulanınca, bilim insanını zihnen fazla yormaz. Yazılı malzemeden derleme yapmanın zorluğu veya kolaylığı, doğrudan o konu ve malzemenin durumuna bağlıdır. Son zamanlarda yayımlanan yığınla şiir, hikâye vb. malzemeden meydana gelen antoloji mahiyetindeki kitaplar, kolaycılığın örnekleridir. Bunların ortak özellikleri, Latin harfli kitaplardan derlenmiş olmalarıdır. Süreli yayınlardan derleme yapmak, çok eskilerde kalmıştır. Eski harfli malzemeden derleme ise unutulmuş gibidir. Bir konu etrafındaki yazıları “editörlük” görüntüsü altında bir araya toplamak da bu tür kandırmacalardandır.

    İnceleme tarzındaki çalışmalar, nicelik bakımından adeta seri üretim moduna geçmiştir. Fakat bu tür çalışmalar, nitelik bakımından genellikle ustalık emaresi taşımamakta, kaba amelelik seviyesinde kalmaktadır. “Bilimsel makale” iddiasıyla, afilli bir başlık altında laf salatası biçiminde sunulan inceleme yazıları arasında pek azına “makale” denebilir. “Bilimsel”lik sınırlarına yaklaşanı görebilene ise aşk olsun.

    Türklük bilimi alanında, uzak gezegenlerde kalmış gibi seyrek görülen çalışmalar, araştırma yazılarıdır. Arşivin yolunu bilmeden, tek arşiv belgesi görmeden tarih tezi hazırlayan, aynı konudaki çalışmaları özetleyerek araştırma yaptığını sanan dil ve edebiyat akademisyenlerimiz var. Bunların ortak özellikleri, eski harfli metinlerden ürkmeleridir. Çince uzmanı olduğunu söyleyen ama Çin alfabesini bilmeyen, İngiliz dil ve edebiyatı uzmanlığını bu dilin alfabesini bilmeden yürüten birine rastlamamışsınızdır. Ama Türkçenin 1928’e kadar kullandığı alfabeyi bilmeden “Türkolog” ünvanını kullanan bir sürü akademisyen (!) tanımışsınızdır.

    Bütün bu söylenenler, olumsuzluklar dosyasının sadece bir yaprağıdır, yaprağın da sadece bir yüzüdür.

    Bu tablo, sosyal bilimlerdeki (özellikle Türklük bilimi çalışmalardaki) bu tıkanıklık, 1950’li yıllardan sonra Türklük biliminin merkezi olan Türkiye’ye yakışmamaktadır, değişmelidir.

    11 Kasım 2014- Ankara Nâzım H. POLAT 

    36. Sayı/Issue
  • TAKDİM

    (35)

    YAYIN ÇİZGİSİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

    Değerli bilim insanları,

    Türklük Bilimi Araştırmaları (TÜBAR), elinizdeki 35. sayısıyla 19. yaşını da yarıladı. Bu istikrarlı yürüyüş çok sevindirici olmakla beraber, sürdürülebilirlik de gerektirmektedir. “Sürdürülebilir” bir çizgiye yerleşebilmek maksadıyla dergimiz, bir sonraki sayısıyla yani 19. yılını bitirirken, bazı değişiklikler planlamaktadır. Bunlar  -hiç şüphesiz-  Yayın Kurulu’nun kararlarıyla şekillenecektir. Fakat mutlaka gündeme alınacak olan sorular şöyle sıralanabilir:

    1.   TÜBAR’ın yayın çizgisi: bugüne kadar yayımlanan yazılar TÜBAR’ı nasıl bir alan içinde gösteriyor? Bu alan, derginin taahhütleriyle tam uyumlu mudur?

    2.   Aynı alanlarda yayın yapan dergilerle ortak ve farklı yönleri nelerdir?

    3.   Mevcut hâliyle TÜBAR’ın  -bir süreli yayın olarak-  güçlü ve zayıf yönleri nelerdir?

    4.   Gelinen nokta, gelecekte ne tür yayınlar yapmamızı gerektiriyor?

    5.   TÜBAR’ın genel ağ (internet) sitesi, ihtiyaca kâfi mi? Ne gibi yenileştirmelere ihtiyaç var?

    Yayın Kurulu, bu hususlarda okuyuculardan, bilim camiasından gelecek istek ve önerilere açıktır.

    Bu arada, uzun süredir değişmeyen Yayın Kurulu’nda yenilenme de bir gerekliliktir.

    15. sayıdan itibaren her beş sayıda bir verilen “TÜBAR Yazılar Dizini”, 40. sayıda da başlangıçtan itibaren yayımlanan bütün yazıları içerecektir. Fakat yazılar dizininin büyük hacme ulaşmasından dolayı, daha sonrakiler,  sadece 40. sayıdan sonrasına ait olacaktır.

    Her sayıda, bir öncekini aşmak ve daha iyiye ulaşmak arzusuyla...

    1 Mayıs 2014- Ankara

    Nâzım H. POLAT

    35. Sayı/Issue
  • TAKDİM

      (34)

      BİLİM ETİĞİ

    Değerli bilim insanları,

    Dergimiz Türklük Bilimi Araştırmaları (TÜBAR), elinizdeki sayısıyla 18. yılını tamamlamış oluyor. 18 yılda her bir sayı; hazırlayanlara, basılıncaya kadar mide krampları, basılınca her sıkıntıyı unutturan ve âdeta gençleştiren gönül huzuru yaşatmıştır. TÜBAR’ın mutfağındaki herkes, “Ben işimi aksatırsam bu dergi çıkmaz.” sorumluluğuyla, “Benim emeğim deryada damla bile değil!” mütevazılığıyla çalışmıştır.

    Türkiye’de resmî kurumların, üniversitelerin bilimsel dergi çıkarma rolleri dumura uğramıştır. Bilenler bilir, araştıranlar görür ki bazı üniversite dergilerinde aynı sayıda aynı isimle beş yazı birden yayımlanabilmiş, kişilere unvan kazandırabilmiştir. Fakat ilgili yazıların bilim hayatına ne kazandırdığını ne siz sorun ne ben söyleyeyim… Bu davranış tarzını “bilim etiği”nin neresinde görmek gerekir?

    Bütün bunlara rağmen eskiden resmî kurum dergilerinin az da olsa bir ciddiyeti bulunduğunu teslim etmeliyiz. Sonraki yıllarda ULAKBİM, konuya bir çeki düzen vermek maksadıyla dergilerin taranabilmesi için yılda en az iki sayı olmak üzere, en az iki yıl yayın yapma şartı getirdi. Bazıları, güya kurala uygun duruma geldiklerini ispat için, tek sayı hacminde dergiyi 1-2, 3-4 şeklinde gösterdiler. Üstelik hepsi aynı yıl çıkan sayılara, daha önceki yıllarda çıkmış muamelesi yapma açıkgözlülüğü de maharet saydılar. Dergiyi ele geçirenler sözüm ona akademik unvan kazandılar, kurumun parası çarçur edilse de… Bu davranış tarzının “bilim etiği” ile ilgisi kurulabilir mi?

    Günümüzde bu suiistimal, elektronik dergi avantajı ile daha ileri boyutlara taşınmıştır. Üç aylık her bir sayısında yüzlerce yazı yayımlayan dergiler tanırsınız. Bunlar, yayımlanışından iki yıl sonraki çalışmaları bile kaynak olarak kullanma sihirbazlığını gösterebiliyorlar. Takındıkları İngilizce isimle kendilerini “uluslararası dergi” olarak takdim edebiliyorlar. Bazı kimselerin yurtdışı yayın arzusunu sömürmek için dergilerini bir Avrupa şehrinde çıkıyor gibi gösterenler de buna aldananlar da bir aşağılık duygusu içindedirler. Bu sahtecilik, “bilim etiği” ile birlikte anılamaz!..

    Bu ayıp, ilgili kimselerin karakter zaafını göstermekle kalmıyor, alanımızın itibarını da rüzgâra savuruyor. Sosyal bilimler alanında Türkiye ile ilgili çalışma yapan yabancılar, bu zaafı Türkiye’deki bilim hayatının tamamına hâkim sanabilirler.

    TÜBAR’ın rehberi bilimsel etiktir.

    Kim nasıl davranırsa davransın bilim etiğini rehber edinen TÜBAR’ın ilkeli duruşu,onuru olmaya devam edecektir.

      10 Kasım 2013- Ankara

      Nâzım H. POLAT

     

    34. Sayı/Issue
powered by negetics

GİRİŞ FORMU



ISSN 1300-7874